background

Karanlık ve Aydınlık

 

Uzun süre kafamı kurcaladı bu tezat. Yani ne 'kötü ve iyi' mi? Hayır. Kafa bu klişeleşmiş karşılaştırmaya takılmasa belki çok daha kolay varırdım bugün vardığım ayırda: Tıpkı gece ve gündüz gibi, karanlık ve aydınlık sadece. 

Karanlık Nedir? 

 Geceleyin karanlıkla örtülüdür her şey. Az ışıkta, görme yetimiz azalmıştır. Yanı başımızda olan biteni karanlık örter.  Biri bize dümdüz gelip saldırabilir, yüzünü dahi görmeyebiliriz. Karanlıkta iki göz görürüz parlayan, kedi sanarız kurt çıkar, kurt sanarız baykuş çıkar.

  Her şey kolayca birbirine karıştırılabilir; önemsiz şeyler büyük korkular doğurabilir, korkmamız gereken yerde farkına varmayabiliriz... Yani neyle karşı karşıya olduğumuzu, ne yapmamız gerektiğini anlayamaz haldeyizdir çünkü karanlık örtmüştür hepsini.

 Dahası, biliriz hani şehirleri oluşturan o betonarme binalar ne çirkindir, hele doğanın kıvrımlarına, huzur verici akışkanlığına kıyasla. Fakat aydınlıkta çirkinliği aşikar olan o sahne, gece güzel bir manzaraya dönüşür. Karanlık çirkinliği örtmüştür, yapay ışıklarla süslü, cezbedici bir görünüme bürünmüştür. Karanlıkta çirkin güzel görünmüştür.

Ve tam tersi, ancak aydınlıkta ortaya çıkan renkler de gece görünmez olmuştur. Gündüz rengarenk çiçekleriyle içe ferahlık veren o kır insanı davet ederken, gece karanlıkta cazibesi olmayan boş bir arazi gibi görünür. Karanlık güzeli örtmüştür.

 İnsan da böyle, kendi içindeki ve çevresindeki karanlığa gömüldükçe görüş kabiliyetini yitiriyor. Burada karanlık insanın aklının ve kalbinin görüşünü perdeliyor. Böylece kişi anlamakta, sezmekte, karar vermekte zorlanıyor. Makul bir 'öyle mi yoksa böyle mi' arasında ileri geri savrulabiliyor. Bir şeyler görüyor elbette, ama görüşü onu kandırmaya daha müsait. Bunu fark ettiği için hangi fikirlerine güveneceğini seçemiyor. Belki de bu yüzden denmiştir 'gecenin hayrı gündüzün şerrinden beterdir' diye. Karmaşa ve sıkıntı için bereketli toprak ışıksızlık. Peki ya aydınlık?

 

Aydınlık Görüntüyü Berraklaştırır

Sonra gün doğar. Aydınlık köşe bucak her yere nüfuz edince pis yer ile temiz yer tek bakışta ayırt edilebilir hale gelir. Uzaklar dahi berrakça görünür, sorguya şüpheye yer kalmaz. Kuş kuştur işte, ötede tenekeyi düşürense kedidir belli. Karanlığa göre çok daha aşikardır her şey. Anlamak rahat olunca karar vermek kolay, içimiz huzurlu olur. Basitleşmiş, yalınlaşmış, berraklaşmış, kocaman bir OH! olmuştur.   

 Aydınlık ve karanlık tabi ki tüm tezatlar gibi sadece kıyasta mevcut tanımlar. Karanlığın da zifirisi, aydınlığın da parlağı var. Sonsuza giden uçların arasında kalan her yer hem biraz aydınlık, hem de biraz karanlık elbet. İnsanı hareketleri, seçimleri, ameline göre bu iki kutuptan birine yaklaştırıyor. Doğru seçim diye bir şey var mı bilmiyorum; ama hangi hali diliyorsak ona yaklaşabilmek için, ya da gerçekten ulaşmayı umduğumuza mı yaklaşıyoruz tartabilmek için hislerimizi izlemek faydalı olabilir. Gece ve gündüz üzerine biraz tefekkür sanırım umulmadık ışıklar yakacaktır.

  

Korku’nun Gölgesi

 

Korku: ''gel dostum bak buralar çok güvenilmez, şuna dikkat, buna da'' diye koluna girip sağı solu gösterirken arka cebinden cüzdanını yürüten bir hırsız gibi.

 Hüsrana karşı uyarırken bizzat hüsranın kendisi. Onun işaret ettiği yönlere bakıp dikkatin dağılırken, kendisine güvenirsin. Problemin ta kendisi olduğunu gözden kaçırabilirsin. Eğer korkun temelde zarar görmekse, korktuğun şey tam da bu sırada başına gelmektedir aslında.

Mesela birinin seni kötü etkilemesinden, sonuçta içini daraltacak bir rotaya sokmasından korkmaktasındır.  Daha o sırada zaten korkuyla için kararmış, daralmışsındır, çoktan kötü etkilenmişsindir de görmüyorsundur.

  Korkuyu savmadıkça, rahat yok gönle. Varsın düşelim, ama ‘tamam seni işittim, teşekkürler’ diyebilelim ona. Bunun sakinliğinde belki daha net görüp hissedebiliriz. 

Işık dilerim;

Önerilenler:

 

 

2017  Keşifkeş  globbers joomla templates