background

Doğru ve Yanlışın Gölgesinden Çıkmak

Doğru kelimesini her sarfedişte parantez içinde ‘yanlış’ı doğurduğumuzun farkında mıyız? Ya da bunun yarattığı ağır manevi baskının? Anlam kaybına, kaymasına, karmaşasına uğramış bu iki kelimeyle hesaplaşma vakti.  

 

Doğru, Yanlış ve Pek Çok Anlamları

Türkçede ‘doğru’ kelimesi İngilizcede 4 farklı kelime ile ifade edilen başka başka anlamları karşılıyor. ( Correct, Right, Straight, Truth)

Doğru: Düz bir çizgi; eğri olandansa. A noktasından B noktasına giden en kısa yol bir doğru örneğin.

Ayşe kulağını tutmak isterse bunun onlarca yolu var; bunu başaran yöntemlerin hiçbiri yanlış yol değil. Ama biri en verimlisi (istenen sonuca minimum enerji sarf ederek ulaşanı), en doğrusu.  Başaramayan yöntemlerse yanlış: Ahlaki bir ‘yanlış’ , ya da hayati bir yanılış değil. Yalnızca istenilen sonuca ulaşmıyor. Bu yüzden doğru(correct) değil.

 

Yanlış’ın Aslı Yanılış

Yanlış kelimesinin içimizi bunca ezmesi,  hata yapmanın verdiği suçluluk ve beceriksizlik duygularından olsa gerek. Kelimenin esasen ‘yanılış’tan geldiğini hatırlamak büyük ölçüde yumuşatıyor etkisini. Bir kabahatten ziyade doğal bir süreç olduğunu ortaya seriyor.Hatta abartmak olmazsa, bir suçun faili olmaktan kurtarıp masum olduğunu kanıtlıyor diyeceğim. En azından bana böyle hissettirecek kadar birikmiş bir duygu yükü var bu kelimenin. 

Doğru yapmalıyım. (Yani yan(ı)lış yapmamalıyım.)” Yanılmamalıyım ne demek: bilmediğimden, yeterince tanıyıp anlayamadığımdan dolayı aldanmamalıyım. Yani bilmiyorum ama biliyor olmalıyım. Aman Allah’ım nasıl bir strestir bu! Nasıl yanılmayabiliriz, yanılmanın kendisi elimizde değilken...

Üstelik biz böyle üstün, böyle ulu canlılar mıyız ki hep en doğrusunu yapabilelim? Acısını pis çıkarıyor şu gizli kibir… Hepimizde bir ‘ben özelim’ sendromu olabilir, ama çağın hiç de şahsımıza özel olmayan bir getirisi bu. Her şeyin en iyi yapılış şeklini biliyor olduğumuz ve becerebildiğimiz de nereden çıktı? Böyle bir gereklilik samimi olarak gerçekçi mi? Gerçekten, aciz doğamıza bir bakalım, ve kendimizden ya da başkalarından böyle bir şey beklemenin ne denli salim olduğunu bir düşünelim.  

 Bu arada hani yanılışlar doğruyu bulmanın doğal süreci ya: Finlandiya’da başarısızlık günü diye bir gün varmış. O gün insanlar tek tek başarısızlıklarını anlatır, diğer herkes de onları alkışlarmış. Hataların onaylandığını hissetmeyi hayal bile edemiyorum, ne kadar büyülü!! Bunu öğrendiğimden beri her yanılışta kendimi içten içe alkışlamaya başladım. Bu bile harika J

 

Budizm’de Ahlak – Doğru ve Yanlış

Budizm, aslında diğer dinlerin mistisizminde de olduğu gibi, insandan bağımsız bir doğru ya da yanlışın olmadığından bahseder. Bunlar sadece insanın kıyasta oluşturduğu kavramlardır ve aslında yararlılığı ifade eder.

Her eylemin bir sonucu vardır.  İnsana nasıl yaşayacağını öğreten yol, bunu yaparsan şunu elde edersin, şunu yaparsan da bunu elde edersin der. Özünde ‘bunu yap çünkü doğru olan bu’ yerine, ‘şuraya varmak istiyorsan doğru davranış bu’ gibi bir yaklaşım yani.

Misal tarlandan bol mahsul almak istiyorsan doğrusu onları her gün sulamak; eğer kuruyup gitsinler istiyorsan doğru tam tersi. Bol mahsul almak isteyen için tarlasını sulamamak yanlış. Ama istenen sonuçtan ve koşullardan bağımsız olarak ‘tarlanı sulamamak yanlıştır’ denilemez.

 Ben bu bakışı seviyorum. Bu kulaktan kulağa oynarken bozulmuş bir cümlenin ilk hali gibi mantıklı geliyor bana. Böyle bakarsak doğru olandan bahsederken neye göre olduğunu düşünmeyi ihmal etmeyiz. Hatta kim bilir belki bu sayede kendi doğrularımızı başkalarına dayatmayı bırakırız. Çünkü herkesin başka sonuçlar peşinde olabileceği aşikar olur.

 

 

Gönül Rahatlığıyla Yanılmalar

 

Önerilenler:

 

 

 

2017  Keşifkeş  globbers joomla templates