background

Size Hayatın Bir Mesajı Var

 

 

Hayatın artan bir şiddetle size sanki bir mesaj veriyor olduğunu fark ettiniz değil mi? Ne kadar anlamazlıktan gelseniz de biliyorsunuz, yolunuz o. Ve onda ilerlemedikçe hayat onu ciddiye almanız için giderek daha sert bir tokat çarpacak.

 

 Her dinlemeyip takılı kaldığınız döngüde direttiğinizde, çıkacak gibi olduğunuz kısır döngüye geri balıklama atladığınızda kendinizi daha da batmış halde bulmanız bundan. Ve dinlettirene kadar da sadece daha çok şiddetlenecek, o yüzden en iyisi reddetmeyi şu noktada bırakalım - yapmamız gereken şeyi kabullenelim ve ne yapabileceğimizi düşünmeye başlayalım.

Hayatın söylemeye çalıştığı şey “önce sen kendin kendine değer ver” olabilir. Ya da “başkaları için kendini  bu kadar yoka saydığın yeter, kendini ifade et, var et”. Tam tersi de olabilir, “hep kendini bu kadar düşündüğün yeter, biraz başkalarını düşün”. “Kendi hayatının sorumluluğunu üstlen”; “maddesel dünyanın ötesindekini fark et”, “çok uçuyorsun, dünyayla bağlantı kur”….

 

Herkesin olduğu şey ve eksiği bir diğerinden farklı, ve herkese kendine göre bir reçetesi var hayatın. Ve hep başka bir reçete. Çünkü Tam (-Kamil) olmamıza daha çok yol var, ve olana kadar çeşitli dersler önümüze sürülecek. Bunun farkına ne kadar erken varır ve yapmamız gerekeni kabul edersek o kadar az acı çekeceğimiz kesin. Vazgeçmek istemediklerimiz, kaybetmekten korktuklarımıza gelecek olursak söyleyebileceğim: Onları elde tutmanın yolu, gitmen gereken yolu yürümeyi reddetmek değil.

Kaybetmekten Korktuklarımızda Diretmek

Dersimiz kaybetmekten korktuğumuz o pek kıymetli iş/ev/sevgili…yle aramıza görünmez bir duvar yerleştirmişse o duvarı aşmak duvarı yok sayarak mümkün değildir. Bu durum sadece kafamızı gittikçe daha sert o duvara çarpacağız anlamına gelir. Bu durumda yapabileceğimiz en sağlıklı şey, dersin koyduğu duvarı kabullenip gösterdiği yola güvenmektir. Bu yolda o sevdiğimizi gözden kaybedebiliriz, ama ona bir gidiş yolu varsa bu o duvarın etrafından dolanmak - o beliren yolu yürümekten geçiyordur. Bu demek değil ki illaki yol ona varacak. Belki de varmaması gerekiyor çünkü. Ancak yolu yürüyüp daha net bir görüş kazandıktan sonra bunun en iyisi olduğunu idrak ederiz bazen.

 

Sonuç olarak ne kadar istemesek de, eğer o duvar oradaysa onu aşmak için hep aynı şeyleri yapmaya devam etmek aptallıktır. Bir şeyi farklı yapmak gerek. O bir şeyin ne olduğunu hayat ışık tuttuğu yolda öğretecektir zaten. Ve o duvar ki, başını vurdukça zayıflamaz da güçlenir. Ve duvarı 5 kat güçlendirdikten, opaklaştırdıktan sonra başımız da kanlar içindeyken “keşke ilk o yol gözüktüğünde sapsaymışım - hissetmiştim” deriz. Sevdiğimiz gözümüzün önünden kaybolmuşken daha zor bir yola tahammül etmek durumunda kalırız. Ama eğer dinlemeyip kafayı vuran cinstensek, zaten bu sertliğe ihtiyaç duyduğumuz için durumun böyle olması gerekmiştir. 

 

Zaman yargı zamanı değil.

Zaman fark etmenin, ilerlemenin, uyanmanın zamanı.İstesek de istemesek de bu böyle. Bu yüzden özellikle 2 yıldır, gitgide daha artarak hayat bizi zorluyor.Evrim için itekliyor aslında. Herhangi yeni bir şey yapmayı öğrenirken başta ne kadar zorlandığınızı fark etmişsinizdir. Saksafon çalmak, paten kaymak, resim yapmak… Bilmediğiniz bir alanda cebelleştiğiniz için zordur. Zorlandıkça gelişirsiniz. Geliştikçe kolay gelir öncesi. Geliştikçe zorlanmayı kabullenirsiniz. Çünkü zorlandıkça geliştiğinizi bilince, zorlanmak keyif verici gelmeye bile başlar.

Uyanış yolunu yürümek yerine tüm zorluklara göğüs gerip koşmak bile isteyebilir insan.  Yürüdükçe koşmak, koştukça uçmak, bazen yavaşlamak, bazen sıçramak. Ve tüm bunları teslim olarak, doğallığıyla yapmak. Hayatı zorlamadan, karşına çıkanı reddetmeden. Sevmediğinden kaçarak değil onu dönüştürerek.

Hayat ışıkla da karanlıkla da destekleyebilir gelişimimizi. Ya da artı ve eksi diyelim. İyi ve kötü demiyorum, çünkü ikisi de iyidir geliştiğin sürece. Öldürmeyen güçlendirir. Aynı güçteki bir artı ve bir eksiden, eksi olan daha bile faydalıdır. Çünkü o boyutta bir karanlığı dönüştürmeyi kazandırır.

İnsan yalnız kendine zarar verebilir. Yaşadıkları karşısında öfkelere kapılmak, kendine ve başkalarına zarar verir hale gelmek ya da hüsranlara, endişelere kendini bırakıp başını doğrultmaya çalışmayarak yapabilir bunu. Başkaları zarar vermeye ne kadar uğraşsalar da yaptıkları en fazla, daha büyük bir karanlığı dönüştürebilmemize zemin oluşturmak olur. Daha çok gelişmemiz için vesile olarak bize iyilik ederler aslında.

 

İnsan ancak o karanlığı aydınlattığı zaman fark eder bunu ama bu kesindir. Bu yüzden her aşamada, tüm zorluklar için dahi Allah’a (ya da ismi tercihe göre Sevgi’ye) şükretmek gerekir ve bu her şeyi şaşırtıcı derecede kolaylaştırır. Amaç saf o olan halimize (-Kamile) kadar yükselmektir yavaş yavaş. Bunun yolu önündeki engel olan egonun türlü türlü kostümlerinden gitgide arınmaktır. Bunun yolu bir bir bu dersleri tamamlayarak eksiklerimizi gidermek, fazlalıklarımızı törpülemektir.  

 

Kısayol Niyetine Psikodelik  Maddeler

Bazıları yükselmek için LSD gibi enteojenler kullanır. Bilgiye erişirler. Ama bilgi sahibi olmakla bilgelik arasındaki farkı bilmediklerinden sahip oldukları bilgiyi hayatlarına uygulamayı öğrenememişlerdir. Bilgelik ancak o yolu katederek sağlanır. Yolda öğrenilendir, deneyerek, yanılarak, deneyler yaparak. Kullanılamayan bir bilgi faydalı olmaktan ziyade gerçek gelişimin önüne bir engel oluşturmaya çok daha müsaittir.

 

Enteojenler götürdükleri bilinç haline gitmek için kısayol gibi görünür. Ama oraya gitmek için her seferinde ona bağlı kalmak aslında gerçekte yolu daha da uzatır, karmaşıklaştırır, zorlaştırır. “Zaten oraya aidim” egosuna kaptırıp gerçekte oraya ait olmak için geçmemiz gereken süreci bulutlandırır. En iyi ihtimalle, o bilinç halinin varlığını bize tanıtarak oraya gidiş yolunu kendimiz bulmamızda bize ışık yakarsa kullanımı faydaya dönüştürülebilir belki.

O ve evet, işte bu yolu yürümenin bizi getireceği kademelerden sadece bazılarıdır o bayıldığımız asitlerin bizi götürdüğü boyutlar. Niye bunca zorluk sorusunun cevabı olarak belki bu biraz motivasyon olur henüz yolu yürümenin keyfiyle tanışmamışken.

 

Şükürler olsun ki hepimiz yoldaşız, ve tüm bu zorluklarla dolu yolları –inişleri ve çıkışları hepimizin yaşadığını bilmek, yalnız olmadığımızı hissetmek insana kuvvet veriyor.

 

 İyi uçuşlar sevgili yolcular.   

2018  Keşifkeş  globbers joomla templates