background

İlişkiler, Aidiyet ve Geride Bırakmak

Şu cümleyi defalarca sarf etmişimdir: ''Ben erkeklerle daha iyi anlaşıyorum, çoğu arkadaşım erkek, çok az kız arkadaşım var''. Tabi ki karşı cinsle olan ilişkiler bir şekilde hep daha kolay, egoların çatışması daha az bir olasılık diyedir belki. Hep kendimi kalabalık erkek gruplarındaki tek tük kızdan biri olarak bulurken şimdi bir bakıyorum geriye, bulunduğum gruplar hep değişirken geriye bu bayıldığım arkadaşlardan neredeyse hiçbiri kalmamış.

bırakmak

Ya ikili ilişkilere dönüşüp beklentisiz zemin kaybolmuş, ya ilgi alanları farklılaşınca birbirimizi önemsemez olmuşuz. Ve şimdi şaşırarak anlıyorum ki, o tek tük kadınlarla olan arkadaşlıklarım daha kalıcı, daha kapsamlı, hatta sanırım 'asıl'mış. Birbirimizi ortak ilgi alanlarından ziyade farklılıklarımızla kabullenerek sevdiğimiz beklentisiz ilişkiler arkadaşlık esaslarına daha yakınmış.

 

Arkadaş, Yöndeş, Andaş

''Arka-daş''. Arkaları ortak olan, sırtlarını birbirine veren, destek olan, baktığı yön farklı olsa da, birbirinin arkasında duran. Bu kelimenin sadece yapısı üzerine bile düşününce yeni farkına vardığım anlamlar. Davranışlar, fikirler, hoşlanılan şeyler hayat boyu değişirken, bunları paylaştığımız insanlar da ister istemez değişen şeylerle birlikte geçmişte kalmış.

Birlikte ortak ilgiler tabanlı keyifli şeyler yapmak üzerine kurulu ilişkiler bu anlamda bir arka-daş'lık değilmiş meğer. Geçici bir yöndeşlik, andaşlık... Değersiz değil, fakat geçici. Değişim ve ilerleme zamanı geldiğinde tutunmanın kazanç değil kayıp anlamına geldiği bir ilişki türü. Döngüleri sırasında bir süreliğine yakın denk gelen, yönelişi kısa bir süreliğine paralel gibi gözüken, fakat farklı yıldızlara pervane gezegenler gibi. Yakınlığının tek sebebi o kısa yöneliş anıysa, eninde sonunda uzaklaşmaya mahkum olan.

Bu çok da tuhaf bir şey olmasa gerek, aslında hep yaşadığımız, ama şahsen ilk defa üzerine düşündüğüm bir şey sadece.

Geride bırakmak; can ciğer arkadaşlar bile tek tek uzaklaşırken, başta acı verici olabilen bu süreci kabullenmek... Hatta sadece o arkadaşları değil, geride bıraktığımız fikirlerle inşa etmiş olduğumuz bir kimliği, bırakabilmek...

 

Aidiyet, Tek Başınalık ve Özümüz

Bir grubu eskide bırakan yeni bir grup insan olduğunda, ''aidiyet'' duygusundan yoksun kalmaya pek fırsat olmamıştı. Bu sefer farklı olarak, bir grubun yerini yenisi almadı da, bana çok daha fazla kendi kendime vakit geçirmek kaldı. Ve böylece farkına vardım, aslında bu geride bırakışın özgürce gelişim için önemli bir esas olduğunu. İnsanlardan sık sık duyduğum şu cümle '' ayrıyken değiştim, ama onlarla birlikte olunca onların tanıdığı ve kafalarında kalıplaşmış kişi olmamı bekliyorlar, bu yüzden onlarlayken eski halime dönüyorum''. O kişilerle görüşmek tek olasılık olunca bunun ne kadar zorlayıcı olduğunu yeni keşfediyorum.

beklentiYa onlarla görüşmek, ya da kimseyle görüşmemekse, yürekten bir ''kimseyle görüşmemek'' kendimize bu durumda verebileceğimiz en güzel hediye. Dışa dönük yapıda insanlar için cesaret isteyen bir durum, bunca kendinle kalmak ve hakikatinle tanışmak. Ama tarifsiz kıymetli.

Başta kendimi ait olduğumu sandığım gruplar ve fikirlerden kopmuş olarak bulmak yalnızlıkla benzeştiği için zorlasa da, çok daha derin bir aidiyeti hissedebilmeye vesile oldu. Benden öte içimdeki bir öze olan aidiyet, asla değişmeyen, hep kalıcı olan bir bağ.

Birçok ağacın arasında, ancak onlara göre şekillenerek büyüme fırsatı bulabilen bir ağaç gibi: Özgür, serbest bir toprağa kavuşunca, kendi gerçeğine ve ihtiyaçlarına göre gelişebilmek şansına kavuşan. Çevrede benzer onca ağaç varken geri planda kalan esas bağı, yani toprakla olan birlikteliği belirginleşen. İşte bu bağı el üstünde tutmanın, ona hakettiği kıymeti vermenin en değerli emek, yapılabilecek en bereketli fedakarlıkların bu ilişkiyi besleyenler olduğunu içselleştiren.

özümüz

Üstelik tüm açıklık veya kalabalık boyunca arka-daşlar, fiziksel mesafeler ne kadar olursa olsun, gecenin karanlığında ışığı yanan daireler kadar belirginleşiyormuş. Ayrıca içimizdeki yeniyi doğurduğumuzda, zamanıyla, sabrıyla, sancısıyla beraber, her ne isek onu hayatımıza çekeceğimiz şüphesiz, her zamanki gibi. Yeter ki bu dönüşüme ihtiyaç duyan öze saygı duyulup ona arzuladığı alan yaratıla.  

 

 Kolaylık ve sevgiyle kabulleniş dilerim!

 

*Faydalı bulursanız başkalarına da ulaşması için lütfen paylaşın. Teşekkürler!

 

2017  Keşifkeş  globbers joomla templates