background

Daire ve Nokta : Varoluş Örneği Mandala

Bu alıntı Rüdiger Dahlke’nin Sıradışı Bir Yolculuk, Dünya’nın Mandalaları – Bir Meditasyon ve Boyama Kitabı’nın önsözüdür.

“Dairenin tam ortasında bir nokta vardır. Ama o nokta henüz doğmamış, var olmamıştır. Bu nedenle belirli bir yeri yoktur. Algılarımızın ve hayal gücümüzün dışında kalır. Ve bizim dünyamıza ait değildir. Bizim dünyamızda her şey bir gelişim ve bir boyuttur. Çünkü aslında Dünya bir biçim, bir formdur. Nokta ise, başka bir düzenin içinde ve Dünya’nın ötesinde var lan metafizik bir varlıktır.

mandalaNokta, birliğin, tekliğin, eşitliğin ve mükemmelliğin simgesidir. Ve hemen tüm kültürlerde Tanrı sembolüdür. Potansiyel olarak noktanın içinde her şey vardır ama bu var olan şeyler henüz biçimlememiştir.

Nokta daireyi ve küreyi doğurur. Yani bir anlamda nokta, daire ya da küre olarak gerçekleşir, biçimlenir. Böyle olunca, nokta dairenin ve kürenin içinde, ortasında yaşıyor demektir. Biz noktayı görmeyiz ama o, daireyle ve küreyle vardır.

Bu, şu demektir: Tanrı ve Dünya; Birlik ve Çokluk; yani Vahdet ve Kesret, Görünen ve Görünmeyen, Hacim ve Form, Maneviyat ve Maddiyat birbirinin içindedir. Birbirinin içinde yaşar. Tıpkı tohumlar ve bitkiler gibi. Her tohum bitkisinin bütününü kendi içinde taşır. Bitkinin varlığı tohumun kendinde, içindedir.

İnsanın, varlık kavramını anlayabilmesi için boyutlara, formlara ihtiyacı vardır. Görünmeyeni algılamak, idrak etmek için, insanlara bir dünya gereklidir.

Bilinç sahibi olabilmek için ise, kesinlikle bir beden sahibi olmak gerekir.

Görebildiğimiz Dünya, insanların maneviyata, manevi dünyaya yaklaşabilmesi için bir araçtır. Tanrı kendini Dünya’da açık seçik ortaya koymuştur (Ayan etmiştir).

daire noktaHristiyanlar bu gerçeği böyle ifade ederler. Budistlerde ise Nirvana ve Prakriti birbirinin aynıdır. Ünlü ve büyük sofist Muhittin Arabi ise:

“Gerçekte, Tanrısal alemde, bir anlamda Tanrı’da, O’nun hareketinden ve O’nun niteliklerinden başka hiçbir şey yoktur” diye açıklar bu gerçeği. “Her şey O’nundur, O’ndandır ve her şey O’na doğru hareket eder. Tanrı, bir an için Dünya’dan ayrı kalsa, Dünya o anda yok olur.  Dünya’nın var olması ancak Tanrı ile kaimdir. Varlığı Tanrı’ya bağlıdır”.

 

Tanrı’dan gelen ışık o kadar yücedir ki onu algılayabilmek, idrak edebilmek mümkün değildir. İnsan ancak Tanrı’yı gözlerden saklamak için yaratılmış olan Evren’i (Kainat’ı) idrak edebilir. Muhittin Arabi “Kudretin Efendisine Doğru Yolculuk” adlı kitabında şöyle anlatıyor.

“Tanrı ve Dünya, gerçek ve gerçek dışı olan aynıdır ve bu ‘aynılık’, büyük sırrı içinde taşır.”

Biz, bu sırrı görmeden yaşıyoruz. Bu ikilemin bir olduğunu tam ve doğru anlayabilmek bizi iki uçlu ekstrem davranış biçiminden koruyabilir.

Bu uçlardan birine kaydığınız anda, iki yoldan birine girdiniz demektir:

O zaman, Dünya varlıkları içinde kaybolup gider insan; bu materyalizmdir. Ya da… Dünya dışında, bir başka dünya arar.

Ne var ki, insan için bu Dünya’dan kaçıp kurtulmak da mümkün değildir. Çünkü bu Dünya yalnızca, insanın bilincinde var olmuştur. Böyle olunca, Dünya’yı  bilinçli olarak kullanmak gerekir. Bizi, kendi merkezimize götürecek olan yolu keşfedebilmek için Dünya’yı bilinçli olarak kullanmak gerekir. Bizi, kendi merkezimize götürecek olan yolu keşfedebilmek için Dünya’yı kullanmak, O’nun içinde yaşamak, O’nu bilinçli olarak araştırmak, O’nunla, O’nun içinde çalışmak, O’nunla oynamak, O’nunla dans etmek demektir. Böylece Dünya bir araç olarak, bizi belli bir noktaya götürür. Bu nokta “çoğul” ile birleşir (Kesret) ve bir olur (Vahdet)!

mandala

Dünya’nın yasası harekettir, merkezin yasası sükundur (durağanlık). Yaşam ise, merkezin çevresinde durmadan dans etmektir.

Biz, bir görünmeyenin çevresinde dönüyoruz. Ve var olmamızı buna borçluyuz.

Algılamadığımız halde merkezimizde yaşıyoruz. Daire, kendi kaynağını, ‘noktayı’ unutmuyor. Ama insanlar, o cenneti özlüyor: Aslında, ne yaparsak yapalım, biz, bir tek amaç için yaşıyoruz: Merkez’e ulaşmak için.

Her hareketin altında değişmek-değiştirmek istemi yatar. Bu da bize, kendi yetersizliğimizi gösterir. Bu durum doğaldır. Çünkü, Dünya’da sonsuza kadar süren bir mutluluk yoktur.

Ancak, kendi merkezimize varınca… Yani bizi var eden noktaya ulaşınca, tüm dertler, sorunlar biter… Ama… O nokta nerede, bizim noktamız!

Hiçbir yerde!

Çünkü O’nun belirli bir yeri yoktur. O aynı zamanda her yerdedir. Nokta, her şeyin başlangıcı, ‘başlangıç noktası’ dır. 

Biz, dairemizi çizmek, onu öğrenmek zorundayız. Her daire, yeniden noktaya varıncaya kadar bir öncekinden daha dar, daha küçük olmalıdır.

Eski Yunanca’da ‘noktayı kaçırmak’ deyimi ‘günahkar’ anlamına gelirdi. Merkezi kaçırıyor, ondan uzaklaşıyorsak eğer, bu günahın içinde yaşıyoruz, kendimizi uzaklaştırıyoruz demektir.

Yaşamımızın temel biçimi merkezin görünmeyen çevresinde hiç durmadan dönmektir, dedik. Bu, aynı zamanda, dansın da ana kuralıdır.

mandala

Dansın başlangıcı, ritüel bir olaydır. Dans, yaşamın ritüel bir kopyasıydı. Dans mistik algılara ulaşabilmek için bir araçtır. Dervişler bunun bilincindedir. Değişik ritlerden birinin çevresinde dönmek, aynı eylemlerin çeşitli simgelerle ifadesi demektir.

[….]

Yaptığımız her hareketi eğer ritüs olarak kabul etmiyorsak hareketlerimizin tümü anlamsız kalır.

Bilincimiz, hareketlerimizi ritüs olarak kabul ediyorsa, yaşam biçimimiz bütünüyle anlam kazanır. O zaman her şeyi daha kolay anlayabiliriz. Zaten ne yaptığımız değil, nasıl yaptığımız daha önemlidir.

Zen Budist rahipleri için oturmak, yürümek, çay içmek gibi tüm günlük hareketler birer ritüeldir. Ve yaşamları için bir araçtır.

Ama bu kitap, güzel, renkli resimler yapmak için de yazılmadı. Bu nedenle kişiliğinizi kullanarak ve bilinçli olarak resimleri boyayın ama her bir parçanın içindeki bütünü, gerçeği keşfetmeye çalışın. Bunun için, tüm örnekleri içinizde yinelemeniz gerekir.

Rudiger Dahlke, görünen tüm örneklere bakmış ve baktığı şeyde varoluşun ana örneğini, yani Mandalayı görmüş bir yazardır. Hepimiz, merkezin çevresinde dans ediyoruz. Öyleyse bu dansın kurallarını bilinçli olarak öğrenmek zorundayız. Bunun zamanı geldi. İşte bu kitap size bu yolda yardımcı olacaktır. Bunun için yazıldı.

Ve, söz bitti. Şimdi sıra harekette.

 

München, Kasım 1984

Thorwald Dethlefsen”

 

 

 

2017  Keşifkeş  globbers joomla templates